Haftanın Yazısı

“DOSTLARIMIZLA BİRLİKTE İKTİDARA GELECEĞİZ”

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlıktaki cümlesi herhalde sadece Türkiye değil dünya siyaset tarihine geçecek bir cümle olacaktır.  Bir siyasi partinin başka partilerin ipiyle kuyuya ineceğini kamuoyuna duyurması alışıldık bir durum değil. Hele de ipleriyle kuyuya inilecek partiler sağcı, onların ipiyle kuyuya inecek parti solcu bir partiyse! Zaten de ortalık toz duman. İki yeni ittifak adayı parti kendilerini ayağa kaldırma telaşında. CHP’nin asli ittifak partisinde ise çarşı çoktan karıştı.

 

Geçen hafta akşam televizyonda Metropol araştırma şirketinin sahibi Özer Sencar vardı. Son araştırmalarının bulgularını paylaştı, bulgularla ilgili ilginç beyanlarda da bulundu. Sencar’a göre %20 gibi kararsız bir seçmen kitlesi var. Bunların %10’unun hükümet partilerinden umudunu kesmiş seçmenler olduğunu ileri sürdü. “Ancak,” dedi, “bu kararsız seçmen şu an itibariyle herhangi bir muhalefet partisine meyletmiyor; bunların bir kısmı sandığa gitmeyebilir, bir kısmı da eğer sandığa giderse geldiği partiye dönüp ona oy atar.”  “Şu an itibariyle Türkiye’de bir muhalefet sorunu var, küskün seçmene umut verecek bir muhalefet partisi yok” diye de ekledi.

 

Ekonomik sorunların insanların canını bu kadar yaktığı bir ortamda muhalefet partisi CHP oy kaybediyor, oy kaybetmiyorsa bile oyunu artıramıyor. Ana muhalefet partisinin lideri durumu televizyonda kabul ediyor, “evet, oyumuzun beklediğimiz oranda artmadığını biliyoruz” diyor.

 

Vur şu topa!

 

Profesyonel takımların ya da milli futbol takımımızın maçlarını izlemek benim için bir keyiftir. Parasız kanallarda gösteriliyorsa kaçırmam. Bu maçlarda bazen televizyona bağırırım. Bilmem kaç milyon Euro’ya transfer edilmiş bir futbolcu önündeki topa vurarak boş kaleye gol atamaz, ya da arkadaşına pas verecek yerde topa o kadar kötü falso verir ki topu rakibine kaptırır. İşi bu olan, yaşamı boyunca sadece bu işi yapmış olan bir “profesyonelin” bu tür basit hatalarını hoş göremiyorum.

 

Benzer şekilde işi siyaset olan, işiyle ilgili ülkenin en birikimli insanlarıyla ve kurumlarıyla çalışabilme lüksü olan bir siyasi partiden de usta siyaset bekliyorum. En son CHP kurultayında partinin “bildigesinin” genel başkan tarafından “okunması” bana “acaba mutfakta biri yok mu” sorusu sordurdu.

 

CHP genel başkanının “okuduğu” bildirgesinde önceden saptanmış olan beş sorunun çözümüne ilişkin 13 ilke sıralandı. Genel başkan “birinci ilkemiz… beşinci ilkemiz…. sekizinci ilkemiz… şeklinde bu hedefleri listeleyerek “okudu.”

 

Bu ilkelerin bir powerpoint yansısı olarak ekrana yansıtılmasına bile gerek görülmemişti. Genel başkanın “okuduğu” ilkeler coşkuyla alkışlandı, oybirliği ile kabul edildi!

 

Hap yap para kap!

 

Birkaç üniversitede üst düzey yöneticilik görevinde bulundum. İletişim alanında akademik bir uzmanlığım yok. Ancak, üniversitem adına benzer bir ilkeler, hedefler deklarasyonu yapsaydım herhalde böyle yapmazdım.

 

Doğal olarak aklıma şu sorular geldi: 83 milyonluk bir ülkenin ana muhalefet partisi bir deklarasyonun hazırlanması konusunda istediği uzman ve teknik destek alabileceğine göre, neden böyle amatör bir iş çıkardı? Konu aceleye mi geldi? Uzmanlar ve teknik heyet bir hazırlık yaptı, ancak genel başkan bildiğini mi okudu?

 

“Hap yap para kap” halk arasında zaman zaman kullanılan bir cümledir. Düşün, bir iş çıkar, para kazan. Tekerlemenin “hap yap” kısmı iletişim açısından da önemli olsa gerek. Biir, beeşş, sekiizz diye numaralandırarak okumak yerine ezberi kolay şekilde 2-3 kelimelik sloganlar üret. Zaten 13 madde listeleme, 3-4 vurucu konu yeterli olur. Gerisini bildirgenin ekine koy, merak eden okusun.

 

Bu düzen değişmelidir!

 

CHP’nin hükümetin gündem değiştirme polemiklerine cevap yetiştirme gayretini oldum olası sevmedim, doğru bulmadım. Bunu yaparak, her durumda CHP deplasmanda sahaya çıkmak zorunda kalıyordu. Ne derler, rakip saha ve seyirci önünde daima 1-0 yenik başlarsınız. Liderlik dersleri verdiğim için bu konuyu daha iyi bilirim: Siyasal liderliğin olmazsa olmaz koşullarından birisi gündemi sizin belirliyor olmanızdır. Gündem belirlemek kamuoyunun sizin belirlediğiniz konuyu sizin belirlediğiniz tarzda tartışması demektir.

 

Zaman zaman bazılarının “acaba CHP sağcılaşıyor mu” kuşkusunun doğru olduğuna bizi ikna edecek şeyler de oluyor. Örneğin, CHP hükümetin özellikle milliyetçiliği ve beka sorununu odağına alan gündemlerinde “ulusal çıkarlar” bahanesiyle genellikle hükümet politikalarını desteklediğini gösteriyor. Öte yandan, din ve muhafazakarlık konularına pek girmiyor. Bunu da büyük olasılıkla muhafazakar seçmeni küstürmemek niyetiyle yapıyor.

 

Merhum Ecevit’in 1970’lerde başarılı olduğu seçim kampanyalarından birinin sloganıydı: “Bu düzen değişmelidir.”

Düzen değişmesini talep etmeyen bir muhalefet iktidara gelemez. Dış politikanın ve dinle ilgili bazı konularda biraz bu düzenin yanında, ekonomi konu olduğunda biraz bu düzenin karşısında olunmaz. Bir tarihte “CHP’nin davası ne” başlıklı bir yazı da yazmıştım.

 

CHP AKP iktidarını seçimle indirmeye değil “bu düzeni değiştirmeye” aday olmalıdır. Sayın Erdoğan da bu iddiayla iktidara geldi, hala da o iddiasını sürdürüyor. Turgut Özal da “düzen değiştirme” iddiasıyla iktidara geldi.

 

Ağaçkakan’dan öğren!

 

Biir, ikii, beşş, sekizz diye numara söyleyerek bildirge “okumakla” bu işin olmayacağı artık gün gibi ortada.

 

Doğanın işleyişinden bir şeyler öğrenelim. Aynı noktaya damlayan su damlaları yıllar sonra o kayada bir oyuk açar, daha sonra da o kayayı parçalar. İğne deliği kadar bir yarıktan sızan su uzun vadede devasa bir barajı patlatır.

 

Aynı noktaya çalışmak hedef sistemde zafiyet yaratır.

 

Google’da ağaçkakanlar hakkında basit bir arama şu sonucu veriyor: “Bir ağaçkakan türü olan büyük noktalı ağaçkakan, oldukça sert bir ağacı 2-3 saniyede, 20-30 gaga  darbesiyle oyar. Küçük ağaçkakandaysa 30-60 gaga darbesini bulur. Yeşil ağaçkakan ağaçları oyarken, gagasıyla saatte yüz kilometreden daha büyük bir hızla çalışır.”

 

Yakın geçmişte Selin Sayek Böke bir televizyon programında “bu para yutan hazine garantili köprü ve karayollarını kamulaştıracağız” dedi. “İşte budur, CHP nihayet bir kuş yakaladı” dedim kendi kendime. TÜSİAD bir açıklama yaptı, sermaye düşmanı görünmekten korkan CHP bu konuya bir daha girmedi.

 

İşte “düzen değiştiren” gündem budur. Daha sonra bir kamuoyu şirketi bu söylemin halk tarafından ne kadar benimsendiğini araştırdığını açıkladı. Selin Sayek Böke’nin “kamulaştırma” açıklamasına halkın %55’inin onay verdiği açıklandı.

 

Sözün özü: Hedefi daralt, odaklı çalış, dik söyle, cesur ol, risk al, tekrarla, sabırlı ol.

Created and maintained by Hasan Simsek  2016

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now